Bir yüreğiniz, bir cesaretiniz ve savunduğunuzu söylediğiniz değerlerin arkasında duracak bir iradeniz varsa, bunu neden Yemen’e karşı gösteriyorsunuz da İsrail karşısında aynı kararlılığı göstermiyorsunuz?
Gazze’de yıllardır devam eden ağır insani tablo ortada. Türkiye’de yıllardır “Gazze kırmızı çizgimizdir” deniliyor. Peki kamuoyunun sormaya hakkı yok mu:
Bu kırmızı çizgi nerede başlıyor, nerede bitiyor?
İsrail’le doğrudan çatışmanın bir “tuzak” olabileceğini söyleyen siyasi akıl, Yemen söz konusu olduğunda neden çok daha sert bir söyleme yöneliyor?
Sayın Fidan, dış politika yalnızca diplomatik cümleler kurmak değildir. Söyledikleriniz kadar, hangi mesele karşısında nasıl bir tutum aldığınız da kamuoyu tarafından değerlendirilir.
AK Parti yönetimine de aynı soruyu yöneltmek gerekiyor:
Gazze söz konusu olduğunda “kırmızı çizgi” diyorsunuz. Yemen söz konusu olduğunda ise savaş ihtimalini konuşuyoruz.
İnsan hayatının değeri coğrafyaya göre değişmez.
Yemenli Müslümanın hayatı da Filistinlinin hayatı kadar değerlidir. Savaşın, bombardımanın ve kardeş kanının normalleştirilmesine karşı çıkmak mezhep veya taraf meselesi değil, insanlık meselesidir.
Kimse Türkiye’nin düşünmeden bir savaşa girmesini istemiyor. Türkiye’nin güvenliğini ve milli çıkarlarını gözetmek elbette devletin görevidir.
Fakat aynı hassasiyetin Gazze konusunda da somut bir siyasi iradeye dönüşmesini istemek de bu milletin hakkıdır.
Eğer İsrail’le çatışmak “tuzak” ise, Yemen’le çatışmanın hangi gerekçeyle farklı olduğunu millete açıkça anlatın.
Eğer gerçekten bölgesel istikrarı savunuyorsanız, bunun yolu yeni bir savaş cephesi açmaktan değil; Müslümanların birbirine karşı silah kullanmasını engellemekten, Gazze’deki katliamın sona ermesi için uluslararası baskıyı artırmaktan ve Türkiye’nin bağımsız diplomatik ağırlığını kullanmaktan geçer.
Sayın Hakan Fidan ve AK Parti yönetimi;
Bir yüreğiniz, bir cesaretiniz varsa bunu Yemen’e karşı değil, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına karşı kullanın.
İsrail karşısında gerçekten bağımsız ve ilkeli bir duruş ortaya koyun.
O zaman Türkiye’nin de, İslam dünyasının da bu duruşa nasıl karşılık verdiğini hep birlikte görelim.
Çünkü mesele yalnızca Yemen değildir.
Mesele yalnızca Gazze de değildir.
Mesele, Türkiye’nin dış politikasında söz ile eylemin aynı yerde buluşup buluşmadığıdır.
Artık millet daha yüksek sesli açıklamalar değil, tutarlı, bağımsız ve sonuç doğuran bir irade görmek istiyor.
Kardeş kanına karşı çıkın.
Savaşı normalleştirmeyin.
Ve eğer gerçekten cesaretiniz varsa, o cesareti İsrail karşısında gösterin.















