Bazen insanın kelimeleri tükenir, gönlü konuşmaya başlar. Bazen bir ah çekiş, sayfalar dolusu sözden daha derin bir mana taşır. Bazen de insan, bütün acziyetini, mahcubiyetini, ümidini ve sevgisini bir duanın içine sığdırır. Çünkü dua, yalnızca istemek değildir; kulun Rabbine yönelmesi, kendi hiçliğini idrak etmesi ve sonsuz rahmetin kapısında beklemesidir.
Allah'ım! Sana hamdolsun. Bizi yoktan var eden, bize hayat veren, sayısız nimetlerle kuşatan, hatalarımıza rağmen kapısını yüzümüze kapatmayan Sensin.
Allah'ım! Rahmet olarak âlemlere gönderdiğin, insanlığın ufkuna merhameti, adaleti, güzel ahlakı ve kardeşliği nakşeden Habibin, Efendimiz, Seyyidimiz, rehberimiz Hazreti Muhammed Mustafa'ya; onun âline, ashabına, Ehl-i beytine ve bütün peygamberlerine ezelden ebede kadar sayısız salât ve selâm eyle.
Ya Rabbi! Bizi onun şefaatine nail eyle. Bizi onun güzel ahlakıyla ahlaklandır. Kalplerimize onun merhametinden, hayatımıza onun sünnetinden, dilimize onun edebinden nasipler ihsan eyle.
Zira gönül dünyamızın kandili, muhabbetimizin menzili, insanlığın rahmet vesilesi odur.
Bir gönül incitmekten sakınan, bir yetimin başını okşayan, bir mazlumun gözyaşını silen, bir düşmana dahi adaleti elden bırakmayan o yüce ahlakın izinden yürümeyi bize nasip eyle.
Ey Rabbimiz! Senin Peygamberinin Senden istediği hayırları biz de Senden istiyoruz. Onun Sana sığındığı şerlerden biz de Sana sığınıyoruz. Bizi nefsimizin esaretinden, şeytanın vesvesesinden, dünyanın aldatıcı cazibesinden muhafaza eyle.
Kusurumuz çok, ümidimiz rahmetindir
Ey Rabbim!
Biz kusurluyuz, Sen Gafûr'sun. Biz aciziz, Sen Kadîr'sin. Biz muhtacız, Sen Ganî'sin. Biz kapına geldik; çünkü gidecek başka kapımız, sığınacak başka bir dergâhımız yoktur.
Ne güzel ifade eder Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî:
“Gel, ne olursan ol yine gel…”
Bu çağrı, insanın ümitsizliğe teslim olmaması gerektiğini hatırlatan bir gönül iklimidir.
Ya Rabbi! Hatalarımızı bağışla. Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahları affeyle. Gizli ve açık kusurlarımızı ört. Bizi nefsimizin karanlığında bırakma. Tövbe kapısından uzaklaştırma.
Eğer bizi affedersen bu Senin sonsuz merhametindendir. Eğer bizi hesaba çekersen biz Senin kullarınız. Bizim Sana karşı ileri sürecek bir mazeretimiz yoktur. Ancak rahmetine dair bitmeyen bir ümidimiz vardır.
Zira biliriz ki kulun sermayesi ameli kadar, belki ondan da öte, Rabbine duyduğu ümittir.
Allah'ım!
Beni, annemi, babamı, evlatlarımı, ailemi, dostlarımı, akrabalarımı ve gönül bağı kurduğum bütün güzel insanları affeyle.
Hayatta olanlarımıza sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler; ahirete irtihal edenlerimize rahmet ve mağfiret ihsan eyle.
Bizi yalnız fert olarak değil, ailece, akrabaca, milletçe ve ümmetçe affına mazhar eyle.
Hanelerimizden huzuru, sofralarımızdan bereketi, gönüllerimizden muhabbeti eksik etme.
Aramıza kin, haset, kibir, nifak ve düşmanlık sokma. Birbirimize yük değil, yoldaş; yara değil, merhem olmayı nasip eyle.
Ya Rabbi! Bizi kendine kul kabul et. Bizi rahmetinle muameleye mazhar eyle. Gönüllerimizi imanla, evlerimizi huzurla, ömrümüzü hayırla donat.
Her türlü şerden Sana sığınıyoruz
Ey merhametlilerin en merhametlisi!
Bizi nefsanî, şeytanî, cinnî ve insanî her türlü şerden muhafaza eyle.
Sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve toplumsal her türlü beladan, musibetten, fitneden ve felaketten koru.
Bizi zararlı alışkanlıklardan, kötü arkadaşlıklardan, yanlış yollardan, gönlü karartan bağımlılıklardan kurtar.
İrademizi kuvvetlendir, aklımızı selim, kalbimizi müsterih, vicdanımızı diri eyle.
Ömrümüzü boş heveslerle tüketmekten, dünyaya aldanmaktan, ahireti unutmaktan muhafaza eyle.
Bize uzun, sağlıklı, bereketli ve hayırlı bir ömür nasip et. Ömrümüzün uzunluğundan önce hayrını, malımızın çokluğundan önce bereketini, makamımızın yüksekliğinden önce ahlakımızın güzelliğini ihsan eyle.
Ya Rabbi!
Dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan, yurdundan edilen, evladını kaybeden, açlıkla, savaşla, hastalıkla ve çaresizlikle mücadele eden bütün mazlum kardeşlerimize yardım eyle.
Filistin'de, Gazze'de ve dünyanın bütün mazlum coğrafyalarında zulüm altında inleyen kullarına rahmetinle yetiş.
Yetimlerin başını okşa, annelerin gözyaşını dindir, babaların çaresizliğine çare ol. Evleri yıkılanlara yuva, aç kalanlara rızık, yaralananlara şifa, korkanlara emniyet nasip eyle.
Zalimlerin zulmünü durdur. Mazlumların ahını yerde bırakma. Bize de yalnızca konuşan değil, elinden geldiğince iyilik yapan, adaleti savunan, merhameti yaşatan kullarından olmayı nasip eyle.
Allah'ım!
Hastalara şifa, dertlilere derman, kederlilere ferahlık, çaresizlere çıkış yolu ihsan eyle.
Rızık bekleyenlere helalinden, bol ve bereketli rızık nasip et.
Evladına dua eden anne babaların dualarını hayırla kabul eyle. Evlatlarımızı hayırlı, ahlaklı, vicdanlı ve merhametli kullarından eyle.
Gönlünde taşıdığı derdi kimseye anlatamayan kullarına Sen derman ol. Geceleri gözyaşı dökenlerin sabahını aydınlık eyle.
Ya Rabbi!
Bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru.
Rabbimiz! Hayatımızı hayırla, ölümümüzü imanla, kabrimizi nurla doldur, hesabımızı kolay, son durağımızı cennet eyle.
Bize dünyayı ahiretin önüne geçirmeyen bir gönül, nimeti vereni unutmayan bir şükür, musibette isyan etmeyen bir sabır, gücü eline aldığında zulmetmeyen bir ahlak nasip eyle.
Unutmayalım ki insanın gerçek zenginliği cebindekiler değil, gönlündekilerdir. Gerçek makamı oturduğu koltuk değil, Allah katındaki değeridir. Gerçek zaferi başkalarını yenmek değil, kendi nefsinin esaretinden kurtulmaktır.
Yunus Emre'nin gönül dilinde yankılanan o büyük hakikat ne kadar da anlamlıdır:
“Yaratılanı severim, Yaradan'dan ötürü.”
İşte aradığımız medeniyet, işte özlediğimiz insanlık, işte duamızın ulaşmak istediği gönül makamı budur.
Ey Rabbimiz!
Bütün acziyetimizle Sana yöneliyor, bütün ümidimizle rahmetini diliyoruz.
Bize düşen gayret etmek, tövbe etmek, iyilikte bulunmak ve Sana güvenmektir. Neticeyi takdir edecek olan Sensin.
Hasbünallahu ve ni'mel vekîl, ni'mel Mevlâ ve ni'men nasîr.
Allah bize yeter. O ne güzel vekil, ne güzel Mevlâ, ne güzel yardımcıdır.
Âmin. Âmin. Âmin.















