Tarihler bir kez daha şahitlik etti: Zulme karşı susmayanlar hâlâ var! Madlenn Gemisi, yalnızca bir tekne değildi; o, insanlığın onurunu taşıyan, 12 yiğit yüreğin cesaretle yoğrulmuş vicdan gemisiydi. 2.5 milyar Müslümanın sustuğu, eli kolu bağlı beklediği bir dünyada 12 insan kalktı ve “Biz varız!” dedi. Gazze’de yaşanan katliama, modern çağın göz göre göre işlenen en büyük soykırımlarından birine, yürekleriyle ve iradeleriyle karşı durdular.
Bugün birçok Müslüman, evinde oturup ekran karşısında dua ederek ya da sosyal medyada birkaç paylaşım yaparak sorumluluğunu yerine getirdiğini zannediyor. Oysa Gazze’de çocuklar parçalanırken, analar evlatlarını toprağa verirken, hastaneler yıkılırken sadece dua etmek yetmiyor. Duaların fiile dönüşmesi gerekiyor. İşte bu yüzden Madlenn’deki 12 insan, hepimiz için birer ibret, birer örnek, birer çağrı…
Sahi biz ne yaptık? 2.5 milyar Müslümanız ama ne gariptir ki bir avuç işgalcinin zulmüne karşı tek bir somut adım atamıyoruz. Sözde ümmetiz ama acizliğimiz o kadar derin ki, yüreğimizde biriken öfkeyi bile doğru dürüst yönlendiremiyoruz. Kınamak kolay, paylaşmak kolay… Ama yola çıkmak, bedel ödemek, gerekirse dönmemek üzere gitmek… İşte zor olan bu!
Madlenn’e binen o 12 cesur insan bize sadece cesareti değil, aynı zamanda Müslümanlığın ne demek olduğunu da hatırlattı. İman, sadece kalpte taşıdığın bir inanç değil; uğruna mücadele ettiğin bir duruş, bir ahlaktır. O 12 kişi, ümmetin omzundaki sorumluluğu hatırlattı. Çünkü Müslüman, zalimin karşısında susan değil, zalime karşı yürüyendir. Zulme karşı çıkmayan, ona ortak olur.
Bugün Madlenn’de olanlar yarın başka gemilere, başka adımlara ilham olmalı. Artık yeter! Acizlik bizim kaderimiz değil. Sessizlik bizim seçeneğimiz olmamalı. Bu çağda, hele ki ekranlar her şeyi gözümüzün içine sokarken, “duymadım, görmedim” deme hakkımız yok. Herkes elinden ne geliyorsa yapmak zorunda. Kimi yazacak, kimi konuşacak, kimi sokaklarda ses verecek, kimi de Madlenn’deki gibi yola düşecek!
12 yürek bize cesaretin resmini çizdi. Şimdi sıra bizde: Korkaklıkla mı yaşayacağız, yoksa cesurca mı öleceğiz?
- Fuat Sönmez











