Ramazan geldi.
Her yıl geliyor ama her gelişinde aynı soruyu bırakıyor ardında: Biz gerçekten Ramazan ayı ile toparlanıyor muyuz, yoksa sadece alışkanlıklarımızı mı tekrar ediyoruz?
Bu ay, Müslüman için bir iç muhasebe zamanıdır. Nefsi kısmak, dili tutmak, kalbi arındırmak… Ama hepsi bir yere çıkar: Dirlik ve beraberlik. Eğer ibadet, insanı kardeşine yaklaştırmıyorsa; eğer oruç, merhameti artırmıyorsa; eğer teravih, omuz omuza durmayı sadece fiziki bir hizalanma olarak bırakıyorsa orada bir eksik var demektir.
Ramazan, saf tutmayı öğretir. Saf olmak için saf tutmayı…
Aynı kıbleye yönelen milyonların birbirine sırt çevirmesi, bu ayın ruhuna aykırıdır. Vahdet dediğimiz şey; slogan değil, ahlaktır. Aynı peygamberin ümmeti olduğumuzu hatırlama hâlidir. Ayrışarak değil, arınarak güçlenme bilincidir.
Anadolu’nun herhangi bir şehrinde, mesela Bingöl’ümüz de, Hacılar camisinde teravih namazı kılınırken yükselen “Âmin” ile dünyanın başka bir köşesindeki bir mazlumun duası arasında görünmez bir bağ vardır. O bağ koparsa sadece bir şehir değil, bir ümmet zayıflar.
Biz bu Ramazan’ı gösterişli sofralarla değil, güçlü bağlarla anlamlı kılmalıyız. İbadeti bir ritüel olmaktan çıkarıp bir dirilişe dönüştürmeliyiz. Kalpleri onarmalı, kırgınlıkları bitirmeli, küçük hesapları bir kenara bırakmalıyız.
Ve unutmamalıyız…
Gazze’de bombaların gölgesinde oruç tutmaya çalışanları, Doğu Türkistan’da kimliğini ve inancını korumaya çalışanları, dünyanın farklı coğrafyalarında zulüm altında yaşayan Müslümanları…
Ramazan, sadece bireysel kurtuluş ayı değildir; ümmet bilincinin yeniden inşasıdır. Eğer biz bu ayı hakkıyla yaşarsak, sadece kendimizi değil aramızdaki mesafeleri de terbiye etmiş oluruz.
Çünkü dirlik olmadan güç olmaz. Beraberlik olmadan bereket olmaz. Vahdet olmadan izzet olmaz.
Belki de bu Ramazan’ın bize söylediği en net cümle şu: Sofraları büyütmek kolay, safı büyütmek zor. Ama asıl ihtiyaç olan da o.
Bu ayı hakkıyla geçirmek, belki de en büyük sorumluluğumuzdur. Hayırlı Ramazanlar
Selam ve dua ile…
- Fuat Sönmez










