Bir zamanlar “yağcının işi zordur ama kalitelidir” derlerdi.
Şimdi bakıyorum da iş hâlâ zor olabilir ama kalite kısmı epey tartışmalı.
Çünkü ortalıkta “yağ yapan” çok, ama ne yaptıkları pek belli değil.
Kimi konuşurken yağ yapıyor, kimi susarken. Kimi öve öve bitiremiyor, kimi öyle bir baş sallıyor ki insan sanıyor memleketin bütün meseleleri o baş sallamayla çözülecek.
Garip olan şu:
Bu yağcıların çoğunun aslında neye yağ sürdüğü de pek belli değil. Dün başka birinin etrafında döneni görüyorsun, bugün başka birinin yanında. Rüzgâr nereden eserse yönünü oraya çeviren bir pusula gibi.
Samimiyet mi?
İşte o kısım biraz muğlak.
Bazı yüzlerde öyle bir ciddiyet var ki sanırsın memleketin kaderini konuşmaya gelmişler. Ama iki cümle sonra anlıyorsun ki mesele memleket değil; mesele koltuğa ne kadar yakın durabildikleri.
Bir de işin başka bir tarafı var:
Eskiden insanlar bir şey yapardı, ardından konuşulacak bir şey çıkardı. Şimdi önce konuşulacak metin hazırlanıyor, sonra ona uygun bir iş aranıyor. Hatta bazen iş hiç bulunamıyor ama konuşma hazır olduğu için kimse bunu dert etmiyor.
Yağ yapmanın da bir usulü var elbette.
Kimi yüksek sesle yapar, kimi fısıltıyla. Kimi methiyeyi uzun tutar, kimi tek cümleyle işi bitirir. Ama hepsinin ortak noktası şu: Cümleler oldukça süslü, niyetler ise biraz bulanık.
İnsan ister istemez soruyor:
Bunlar gerçekten bir şey anlatmaya mı çalışıyor, yoksa sadece görünmeye mi?
Küçük şehirlerde bu manzara daha da net görünür. Çünkü herkes birbirini az çok tanır. Dün nerede durduğu da bilinir, bugün nerede durduğu da.
Mesela Bingöl’de bazen böyle sahneler çıkıyor karşımıza. Bir bakıyorsun, ortada ciddi bir kalabalık var. Herkes benzer cümleler kuruyor, aynı ifadeler, aynı övgüler… Ama konuşmanın içini biraz eşeleyince ortada pek bir şey kalmıyor.
Bir kısmı gerçekten ne yaptığını biliyor mu, o da ayrı mesele.
Ama kesin olan bir şey var:
Ortada yağ çok.
Kimin sürdüğü, kime sürdüğü ise bazen pek anlaşılmıyor.
Belki de meselenin asıl ironisi tam burada.
Eskiden yağın fazlası mideyi bozardı.
Şimdi ise fazlası karakteri bozuyor.












