Yaz aylarının kapıyı çalmasıyla birlikte Bingöl’de su kesintileri de yeniden gündeme oturdu. Özellikle son günlerde birçok mahallede yaşanan plansız ve uzun süreli su kesintileri, vatandaşların sabrını zorlamakta. Su gibi temel bir ihtiyacın, düzenli ve sürdürülebilir biçimde sağlanamaması ciddi bir kamu hizmeti eksikliği olarak karşımızda duruyor.
Bingöl Belediyesi’nden yapılan açıklamalarda altyapı çalışmaları, bakım ve onarım faaliyetleri gerekçe gösteriliyor. Ancak vatandaşın yaşadığı sorun açıklamalarla değil, çözümle hafifler. Şehrin çeşitli mahallelerinde sular ya çok düşük basınçla akıyor ya da hiç gelmiyor. Evlerde çamaşır yıkanamıyor, kişisel temizlik sağlıklı biçimde sürdürülemiyor, bazı bölgelerde halk bidonlarla su temin etmeye çalışıyor. Bu, çağda bu kentte olmaması gereken bir manzara.
Elbette su kesintileri zaman zaman teknik nedenlerle yaşanabilir. Ancak her yaz aynı sorunun tekrar etmesi artık tesadüf değil, bir yönetim sorunudur. Kalıcı çözüm üretmekle yükümlü olan yerel yönetimin, geçici açıklamalarla bu meseleye yaklaşması halk nezdinde inandırıcılığını yitirmiştir.
Sorulması gereken şu: Neden her yaz benzer kesintiler yaşanıyor? Altyapı yetersiz mi, planlama eksik mi, önleyici bakım yapılmıyor mu? Vatandaş sadece sorunun yaşandığı gün değil, yıl boyunca atılmayan adımların faturasını ödüyor.
Bingöl Belediyesi hâlâ suskun. Krizi yönetecek irade de yok, çözüm üretecek vizyon da… Yapılan tek şey; “anlayışınız için teşekkür ederiz” cümlesiyle halkın aklıyla alay etmek.
Bu şehirde suyun olmaması artık teknik değil, tamamen ahlaki bir sorundur. Çünkü bu kadar uyarıya, bu kadar eleştiriye rağmen hâlâ önlem alınmıyorsa ortada ihmal değil, doğrudan halkı ciddiye almama vardır.
Belediyecilik sadece park yapmak, kaldırım yenilemekle ölçülmez. Temel belediye hizmetleri aksıyorsa, diğer işler ne kadar parlak olursa olsun göz ardı edilir. Su, belediyeciliğin namusudur. Ve bu namusun korunamadığı yerde, övgü değil, özeleştiri gerekir.
Bingöl Belediyesi’ne düşen görev açık: Vatandaşı mağdur eden bu kesintilere karşı, sürdürülebilir ve kalıcı bir çözüm ortaya koymak. Geçici tamirlerle, günü kurtaran mesajlarla değil; şeffaf, planlı ve sistemli yatırımlarla halkın güvenini yeniden kazanmak. Çünkü susuzluk sadece fiziki bir eksiklik değil, aynı zamanda kamuya olan güvenin sarsılmasıdır.
Bu yazı uyarı olarak alınmalı. Çünkü halk, çözüm bekliyor. Ve sabır, tıpkı musluklardan akan o incecik su gibi, tükenmeye çok yakın.
- Fuat SÖNMEZ












