Bingöl Belediye Meclisi bir karar aldı. Şehir içi toplu taşıma ücretleri yeniden düzenlendi. Özel halk otobüslerinde tam bilet 25 TL, öğrenci bileti 19 TL.
Altı lira fark.
Altı lira, bir belediyenin sosyal devlet anlayışıyla piyasa mantığı arasındaki mesafedir bazen.
Altı lira, “gençleri destekliyoruz” cümlesi ile “gençler idare etsin” tavrı arasındaki uçurumdur.
Ben bunu daha önce yazdım. “Otobüs kartı 19, kredi kartı 28… Pes doğrusu” dedim. Çünkü mesele sadece rakam değildi; mesele zihniyetti. Şimdi tablo değişti mi? Hayır. Sadece tabela değişti.
Bugün 25 TL’lik tam bilet, 19 TL’lik öğrenci bileti ilan edilirken, perde arkasında başka bir karar daha var:
Yüksek lisans öğrencisini öğrenci saymamak.
Ön lisans öğrencisini “yarım öğrenci” muamelesine tabi tutmak.
Yüksek lisans yapıyorsun, üniversite kimliğin var ama belediye diyor ki: “Sen bizim tarifemize göre öğrenci değilsin.”
Ön lisans okuyorsun, sabahın köründe derse gidiyorsun ama indirimli kart alamıyorsun.
Peki kimsin?
Vergi mükellefi adayı mısın?
Tam bilet ödeyecek kadar “yetişkin”, ama hak arayacak kadar “öğrenci” değilsin öyle mi?
Bu nasıl bir kategorileştirme?
Bu hangi mevzuata, hangi vicdana dayanıyor?
Türkiye’de üniversite öğrencisi tanımı açık. Ön lisans da öğrencidir, yüksek lisans da öğrencidir. Ama Bingöl’de bir başka hukuk var anlaşılan: Keyfi hukuk.
Bir şehir düşünün; genç nüfusunu tutmak istiyor. Göç vermekten şikâyet ediyor. Akademik gelişimden, eğitimden, kalkınmadan bahsediyor. Ama yüksek lisans öğrencisine 6 liralık indirimi çok görüyor.
Bu, tasarruf değil.
Bu, vizyon meselesidir.
Toplu taşıma ücretleri sadece bir fiyatlandırma kararı değildir. Bir belediyenin kime nasıl baktığının göstergesidir. Siz öğrenciyi yük görürseniz, şehir de gençliği yük görmeye başlar.
Soruyorum:
• Yüksek lisans öğrencisi hangi gerekçeyle kapsam dışı bırakıldı?
• Ön lisans öğrencisi hangi akılla “öğrenci” sayılmadı?
• Bu karar alınırken üniversite yönetimiyle, öğrenci temsilcileriyle tek bir istişare yapıldı mı?
Yapılmadıysa adı şudur:
Keyfi muamele.
Şeffaflık yok. Gerekçe yok. İkna çabası yok. Sadece sonuç var.
Üstelik mesele 6 lira değil. Mesele eşitlik.
Bir şehirde eğitim gören herkes aynı hukuka tabidir. Belediyenin tarifesi akademik dereceye göre vatandaşlık statüsü belirleyemez.
Fuat Sönmez’in deyimiyle söyleyeyim:
Bu işin adı düzenleme değil, düzen bozmadır.
Gençlerden tasarruf ederek bütçe düzeltilmez.
Eğitimi maliyet kalemi gören şehirler, geleceği pahalıya satın alır.
Bingöl küçük olabilir ama gençlerin onuru küçük değildir.
Altı lira üzerinden bir zihniyet okunur.
Ve o zihniyet şunu söylüyorsa:
“Sen okuyorsun ama bizim gözümüzde tam öğrencisin sayılmaz.”
O zaman sorun tarifede değil, bakıştadır.
Şehirler gençleriyle büyür.
Gençlerini tam saymayan şehirler ise yerinde sayar.
- Fuat Sönmez











