Çerçeve yasa Meclis’ten geçti.
467 milletvekili “evet” dedi, 87 milletvekili “hayır” dedi. Ardından yasa Resmî Gazete’de yayımlandı.
Şimdi siyasetin önündeki asıl mesele bence bundan sonra başlıyor.
Çünkü Ankara’da yapılan hesapların bir de bölgedeki karşılığı var.
Benim en çok merak ettiğim de tam olarak burası.
PKK’ya destek vermeyen, DEM Parti’ye oy vermeyen, yıllardır bu meseleye başka bir yerden bakan bölge insanı bu yeni dönemde kendisini nerede görecek?
Bu soruyu sormak kimsenin barışa karşı olduğu anlamına gelmez.
Tam tersine.
Barış olacaksa herkesin barışı olmalı.
Devlet ile vatandaş arasındaki güven yeniden kurulacaksa, bu güven yalnızca bir kesimin kendisini rahat hissetmesiyle kurulamaz.
Çünkü bu bölgede herkes aynı düşünmüyor.
Bunu Ankara’daki siyasetçiler bazen unutuyor.
Kürt olup PKK’yı desteklemeyen var.
Kürt olup DEM Parti’ye oy vermeyen var.
Devleti savunan var.
Yıllarca terörün gölgesinde yaşadığı halde hiçbir siyasi yapının peşinden gitmeyen var.
Bir de bütün bunlardan yorulmuş, “Yeter artık, çocuğum okusun, işine gücüne baksın” diyen büyük bir sessiz çoğunluk var.
İşte ben en çok onların ne olacağını merak ediyorum.
Çünkü barış masasında sadece silah bırakanların değil, yıllardır silahın karşısında sessizce hayatını sürdüren insanların da hakkı var.
Çerçeve yasa PKK/KCK ve bağlantılı yapıların silah bırakması ve örgütsel faaliyetlerini sona erdirmesi sonrasında uygulanacak hukuki sonuçları düzenliyor.
Peki vatandaş açısından sonuç ne olacak?
Yarın bu şehirlerde siyaset nasıl şekillenecek?
Daha önemlisi, yıllardır PKK’ya karşı durmuş insanların siyasi tercihleri ve güvenlik endişeleri nasıl dikkate alınacak?
Çünkü bu ülkede barışın adı, bir tarafın kazandığı diğer tarafın sustuğu bir düzen olmamalı.
Bölge insanı artık yeni bir ayrışma istemiyor.
Kimse yeniden “Sen kimsin, kimin yanındasın?” sorusunun içine itilmek istemiyor.
İnsanlar sadece huzur istiyor.
Ama huzurun da bir şartı var:
Kimse siyasi tercihi yüzünden kendisini ikinci sınıf vatandaş gibi hissetmemeli.
Çerçeve yasa bir başlangıç olabilir.
Ama asıl sınav bundan sonra.
Devlet, geçmişte terörle mücadele etmiş vatandaşına da, geçmişte farklı siyasi tercihler yapmış vatandaşına da aynı hukuk duygusunu verebilecek mi?
Eğer verebilirse gerçekten toplumsal bütünleşmeden söz ederiz.
Yok eğer bir tarafın geçmişi konuşulurken diğer tarafın yaşadıkları unutulursa, o zaman yalnızca bir kanun çıkarmış oluruz.
Oysa bölgenin ihtiyacı kanundan daha büyük.
İhtiyacı güven.
İhtiyacı adalet.
İhtiyacı eşitlik.
Ve belki de en önemlisi, hiç kimsenin kendi memleketinde “Acaba yarın ne olacak?” diye düşünmediği bir hayat.
Çünkü barış sadece silahların susması değildir.
Barış, insanların birbirinden korkmadan yaşayabilmesidir.
Şimdi hep birlikte göreceğiz.
Çerçeve yasa Meclis’ten geçti.
Peki sıra kimin hayatını çerçevelemeye geldi?
- Fuat Sönmez













