Geçen gün bir arkadaşımla oturmuş çay içiyoruz. Konu, her zamanki gibi memleket meselelerinden açıldı, nasıl olduysa düğünlere geldi.
Arkadaş öyle ayaküstü bir hesap yaptı ki ne ekonomistlerin televizyonlarda anlattığı kadar karışıktı ne de yanlış.
“Düşünsene,” dedi. “Ortalama çalışan birine günde bir, bazen iki düğün davetiyesi geliyor. Bugünkü şartlarda bu davetlerin hepsine gönül rahatlığıyla gidebilmek için neredeyse ikinci bir maaşa ihtiyaç var.”
Gülümsedim.
Çünkü bu ülkede en komik cümleler, genellikle en gerçek cümleler oluyor.
Sakın yanlış anlaşılmasın.
Kimse düğün sahibini suçlamıyor.
Onlar da zaten aylarca hesap kitap yapıyor, salonundan yemeğine, fotoğrafçısından orkestraya kadar her kalemi hesaplayarak o mutlu günü kurmaya çalışıyor. Onların derdi misafirin cebi değil, yuvasını kurabilmek.
Ama işte ekonomi bazen öyle bir hâl alıyor ki iki taraf da mahcup oluyor.
Ev sahibi “Gelmezlerse üzülürüm.” diye düşünüyor.
Misafir ise “Giderim ama takıyı nasıl ayarlarım?” diye.
Kimsenin kimseye kırgınlığı yok.
Herkes aynı şartların içinde kendi hesabını yapıyor.
Tam o sırada aklıma dahiyane(!) bir fikir geldi.
Bu ülkeye faizsiz takı kredisi lazım.
Evet, yanlış duymadınız.
Nasıl öğrencinin eğitim kredisi, çiftçinin tarım kredisi, esnafın işletme kredisi varsa; düğün sezonunda vatandaşın da takı kredisi olmalı.
Bankaya gidiyorsunuz.
Görevli soruyor:
“Ev mi alacaksınız?”
“Yok.”
“Araba mı?”
“Hayır.”
“İhtiyaç kredisi mi?”
“Daha büyük bir ihtiyaç…”
“Nedir?”
“Bu ay on dört düğün var.”
Görevli bilgisayarı kapatıyor.
“Buyurun öncelikli müşterimizsiniz.”
Hatta mobil bankacılık uygulamasına yeni bir buton gelsin.
‘Takı Finansmanı’
Üzerine tıklıyorsunuz.
Uygulama soruyor:
“Yakın akraba mı?”
“Evet.”
“Çocukluk arkadaşı mı?”
“Evet.”
“Gitmezseniz küsecek biri mi?”
“Evet.”
Telefon bir süre düşünüyor.
Sonra ekranda şu yazıyor:
“Limitiniz yetersiz. Allah yardımcınız olsun.”
İşte o gün gerçekten dijitalleşmiş olacağız.
Dikkat edin, artık insanlar düğün tarihini öğrenir öğrenmez ilk iş izin gününü değil, hesap bakiyesini kontrol ediyor.
Takvim uygulamasıyla banka uygulaması arasında gidip geliyor.
Çünkü ekonominin garip bir huyu var.
En mutlu günleri bile hesap makinesine çevirebiliyor.
Oysa düğün dediğin, sevincin paylaşıldığı yerdir.
Kimsenin cebinin tartıldığı yer değil.
Fakat hayat pahalılığı bazen öyle sessiz çalışıyor ki insanlar birbirine değil, bütçesine mahcup oluyor.
Belki de bu yüzden son yılların en gerçekçi sosyal destek projesi, emeklilere ikramiye değil…
Düğün sezonuna özel faizsiz takı kredisi olurdu.
Şaka yapıyorum elbette…
Ama memlekette bazı şakalar var ki, insan gülerken “Acaba gerçekten çıkar mı?” diye de düşünmeden edemiyor.
- Fuat Sönmez












