Ağaçların da bir oy hakkı olsaydı…
Emin olun seçim meydanlarının en kıymetli misafiri onlar olurdu.
Dallarının altında nutuklar atılır, gövdelerine sevgi sözcükleri dizilirdi. “Yeşili koruyacağız.” cümlesi öyle çok tekrarlanırdı ki insan, ormanların seçim vaatleriyle büyüdüğünü sanırdı.
Ama sandık kapanınca işler değişiyor.
Çünkü oy kullanamayanın gölgesi de uzun sürmüyor.
Şunu artık kabul edelim…
Bazı belediyeler yeşili park broşürlerinde seviyor. Gerçek hayatta ise karşılarına çıkan her ağacı, projeye engel olan bir ayrıntı gibi görüyor.
Beton yükseldikçe başarı sayılıyor.
Ağaç devrildikçe “hizmet” deniliyor.
Sonra da kesilen her gövdenin ardından aynı cümle ezberden okunuyor:
“Yerine yenisini dikeceğiz.”
Ne kadar kolay değil mi?
Sanki elli yıllık bir çınar marketten alınacak bir ürünmüş gibi…
Sanki bir şehrin hafızası belediyenin fidan deposunda stoklanıyormuş gibi…
Sanki gölgeyi metreyle ölçebiliyormuşuz gibi…
İnsan ister istemez düşünüyor.
Acaba bazı makam odalarının penceresinden bakınca ağaç görünmüyor mu?
Yoksa görüyorlar da beton daha mı güzel geliyor?
Çünkü vatandaşın gördüğü başka.
O ağacın altında ilk bisikletini süren çocuğu görüyor.
Yaz sıcağında nefes alan yaşlıyı görüyor.
Kuşu görüyor.
Serinliği görüyor.
Hatırayı görüyor.
Belediye ise bazen sadece metrekare görüyor.
Bir şehir, ağaçlarından vazgeçmeye başladığı gün ruhundan da vazgeçmeye başlar.
Beton elbette yapılacak.
Yol da olacak.
Kaldırım da…
Kimsenin buna itirazı yok.
İtiraz edilen şey şu:
Neden her projenin faturası önce ağaçlara kesiliyor?
Bu şehirde çözülmeyi bekleyen kaç sorun var?
Bozuk yollar…
Bitmeyen altyapılar…
Yağmur yağınca göle dönen caddeler…
Aylarca dokunulmayan kaldırımlar…
Onlara gösterilmeyen acele, konu ağaç olunca bir anda ortaya çıkıyor.
İşte insanın canını sıkan da bu.
Hızlı çalışan belediyeyi görmek güzel.
Keşke aynı hızı vatandaşın derdinde de görebilsek.
Bugün dünyanın gelişmiş şehirleri tek bir ağacı koruyabilmek için projelerini değiştiriyor.
Biz bazen projeyi değiştirmek yerine ağacı değiştiriyoruz.
Sonra da “Daha modern bir şehir kuruyoruz.” diyoruz.
Modernlik, betonu çoğaltmak değildir.
Modernlik, ağacı koruyarak inşa edebilmektir.
Çünkü beton para kazandırır.
Ağaç ise nefes kazandırır.
Birinin ihalesi olur.
Diğerinin duası.
İhale dosyaları birkaç yıl raflarda kalır.
Ama kesilen bir ağacın eksikliği onlarca yıl sokakta kalır.
Sonra dönüp “Şehir neden bu kadar sıcak oldu?” diye soruyoruz.
Cevabı meteorolojide arıyoruz.
Oysa bazen cevap, yere düşen bir gövdenin sessizliğinde saklı oluyor.
Ve insan en sonunda şu soruyu sormadan edemiyor:
Sayın Başkan…
Şehri güzelleştiriyor musunuz…
Yoksa gölgesini mi azaltıyorsunuz?
Çünkü ağaçların da bir oy hakkı olsaydı…
Belki bugün en çok dinlenen onlar olurdu.
Ama onlar oy veremiyor.
Sadece susuyorlar.
Bazen de bir şehrin vicdanı, en çok susturulanların sessizliğinde kayboluyor.
- Fuat Sönmez












