Son günlerde Bingöl'de nereye baksanız asfalt.
Bir cadde asfaltlanıyor, öteki kazılıyor. Bir sokak daha dün toz içindeyken bugün siyaha bürünüyor.
Belediye ekipleri harıl harıl çalışıyor.
İtirazım yok.
Bozuk yolun yapılmasına kim itiraz eder?
Vatandaş yıllardır çukurdan, yamadan, tozdan şikâyet ediyorsa asfalt dökülmesi gayet güzel.
Ama gazetecilik biraz da "Güzel olmuş" dedikten sonra "Peki nasıl olmuş?" diye sormaktır.
Çünkü Bingöl Belediyesi'nin 2026 Performans Programı'nda BSK asfalt yol ve kaldırım çalışmaları için 500 milyon liralık
kaynak öngörülmüş. (Kaynak:Bingöl Belediyesi)
Beş yüz milyon lira.
Az para değil.
O yüzden mesele artık sadece asfalt değil.
Mesele kamu parasının nasıl asfalt olduğudur.
Belediyenin asfalt plentini de bu tabloya koyunca insanın
merakı biraz daha artıyor.
Kendi asfaltını üreten bir belediye var.
Üretim kapasitesi var.
Makinesi var.
Personeli var.
Hammaddesi var.
Yakıtı var.
Bakımı var.
Nakliyesi var.
Ve şimdi şehrin dört bir yanında asfalt var.
Γ
L
İyi de...
Bu asfaltın kilometresi kaça geliyor?
Tonunun gerçek maliyeti nedir?
Plent tam kapasite mi çalışıyor?
Kaç ton üretildi?
Kaç ton dışarıdan alındı?
Kaç personel çalışıyor?
Bu personel nasıl işe alındı?
İhale ve satın almalar kimlerden yapıldı?
Ve en önemlisi...
Bu 500 milyon liralık kaynağın nereye, hangi firmalara, hangi şartlarla gittiğini vatandaş görebilecek mi?
Bunlar düşmanlık soruları değil.
Tam tersine.
Belediyeye yapılabilecek en büyük iyilik, hesabını sormaktır.
Çünkü yarın birileri çıkıp "Bingöl'e asfalt döktük" dediğinde
vatandaşın da hakkı var sormaya:
"Kaç liraya?"
Bir de şu meşhur seçim dönemleri meselesi var.
Asfaltın seçimden önce hızlandığına dair memleketin her
yerinde bir kanaat vardır.
Bingöl'de de vatandaşın kafasında böyle bir soru
oluşuyorsa belediyenin yapacağı şey kızmak değil,
rakamları açıklamaktır.
Çünkü asfaltın siyaseti olmaz.
Ama asfaltın zamanlaması, maliyeti ve ihalesi elbette
konuşulur.
Bugün şehir asfaltlanıyor.
Peki yarın?
Bu yolların bakımını kim yapacak?
Yeni kazılan yol üç ay sonra yeniden kazılırsa bunun hesabı
kime sorulacak?
Bir kurum asfaltlıyor, başka bir kurum gelip kazıyor, sonra
tekrar asfaltlanıyor...
Biz de buna şehircilik diyoruz.
Sonra aynı yolu tekrar asfaltlıyoruz.
Sonra tekrar kazıyoruz.
Sonra tekrar asfaltlıyoruz.
Memlekette asfaltın bile bir kaderi var.
Önce dökülüyor.
Sonra sökülüyor.
Sonra yeniden dökülüyor.
Bazen insan "Acaba asfalt değil de bütçe mi dökülüyor?"
diye düşünmeden edemiyor.
Şaka bir yana...
Bingöl Belediyesi'nin asfalt çalışmalarını şeffaf biçimde
anlatması gerekir.
Kaç kilometre yol?
Kaç ton asfalt?
Ton maliyeti ne?
Personel maliyeti ne?
Makine gideri ne?
Hammadde ne kadar?
Yakıt ne kadar?
İhaleler kimlere verildi?
Ve 500 milyon liralık ödeneğin ne kadarı kullanıldı?
Bunlar açıklansın.
Kimse de "Neden soruyorsunuz?" demesin.
Çünkü vatandaşın parasıyla yapılan işte vatandaş soru sorar.
Hem de istediği kadar sorar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıllardır kamu yönetiminde
kullandığı o ifadeyi hatırlayalım:
Yetimin hakkı.
İşte kamu parasının özeti budur.
O para belediyenin kasasında dururken belediyenindir.
Harcandığında ise vatandaşındır.
Dolayısıyla asfaltın kalitesini laboratuvar ölçer.
Ama asfaltın hesabını kamuoyu sorar.
Benim merak ettiğim şu:
Bingöl gerçekten asfaltlanıyor mu?
Yoksa biz sadece asfaltın üstünü mü görüyoruz?
Çünkü bazen asıl hikâye asfaltın üstünde değil...
Altındadır.
Fuat Sönmez












