Bu ülkede rüşvet öyle gelişti ki, artık bireyler değil kurumlar alıyor. Devlet, devletten komisyon kesiyor. Rüşvet resmileşti, faturalandı, KDV'si bile var.
Bir sabah haberleri açıyorsun:
"X kurumu, Y kurumuna şu kadar ödeme yaptı."
İkisi de devlet kurumu.
Yani, devlet kendi cebinden alıp kendi cebine koyuyor.
Ama mesele bu kadar masum değil.
Çünkü bu ödemeler çoğu zaman "hizmet bedeli", "izin ücreti", "katılım payı" adı altında yapılan, kibarlaştırılmış rüşvetler.
Evet, yanlış duymadınız:
Devlet, devletten rüşvet alıyor.
Rüşvetin Dijital Çağı
Eskiden rüşvet, kahve köşesinde, zarf içinde verilirdi.
Şimdi dekontla, makbuzla, hatta e-fatura ile gönderiliyor.
Üstelik KDV'si dahil!
Yasal, kayıtlı, resmi....
Ama özünde aynı hikâye:
"Bir işin yürümesi için bir pay, bir kıyak, bir hatır."
Bir kamu kurumu, başka bir kamu kurumundan iş alıyor.
Sonra o iş için "danışmanlık bedeli istiyor.
Yani devletin müteahhidi devlete iş yapıyor, ama denetleyen devlet kurumu da.
"komisyonunu" alıyor.
Bu komisyon müteahhitin maliyetine ekleniyor, o da vatandaşa yansıyor.
Sonuç:
Rüşvetin faturasını yine biz ödüyoruz. Kurumsallaşmış Rüşvet: Devlet Sürümü 2.0
Eskiden birey rüşvet alırdı, şimdi kurum alıyor. Eskiden zarf vardı, şimdi bütçe kalemi.
Eskiden "sus payı" denirdi, şimdi "katılım ücreti".
OECD yıllardır uyarıyor: Kamu ihaleleri yolsuzluk riskinin en yüksek olduğu alanlardır. Biz ne yapıyoruz? O riski "yönetmelik haline getiriyoruz.
Yani rüşveti sistemin içine monte etmişiz.
Artık yasadışı değil, "prosedür."
Rüşvet deme, "harç" de.
Bir şeyin adını değiştirince suç olmaktan çıkıyor bizde. Komisyon deme, "görüş bedeli" de. Ve tertemiz, yüzde yüz yerli-milli bir rüşvet modeli karşında.
Denetleyen, Denetlediğinden Para Alırsa?
Devlet kurumları birbirine fatura kesiyor, birbirinden hizmet bedeli alıyor. Sonra aynı kurumlar birbirini denetliyor. Ama denetleyen, denetlediğinden para alıyorsa ne kadar tarafsız olabilir?
Denetim dairesi, denetlediği kurumun ihalesine danışmanlık yapıyor.
Etik kurulu, etik dışı uygulamaların gelirinden finanse ediliyor. Yani sistem kendi kendini besliyor.. Rüşvet, kendi kaynağından can suyu alıyor.
Ve herkes "yasal" davranıyor.
Çünkü her şeyin belgesi, onayı, mevzuatı var. Ama o mevzuatı kim yazıyor? Aynı kurumlar. Yani rüşveti kural haline getirenler, o kurallarla korunuyor.
Devletin Kendi Cebini Soyması
Bir kurum, diğerine pay kesiyor.
O, bir başkasına.. Bir süre sonra herkes birbirinden alıyor, ama kimse üretmiyor.
Sonra da dönüp vatandaşa, "Vergi kaçırma" diye ahkâm kesiliyor.
Devlet, vatandaşı değil; artık kendini soyuyor.
Kendi içinde küçük bir çıkar ekonomisine dönüşmüş durumda.
Devletin devletten rüşvet aldığı bir sistemde, suçlu kalmadı.
Çünkü herkes "prosedür gereği yapıyor.
Ama bu prosedürün bir faturası var.
Ve o fatura, her ay senin cebinden, benim maaşımdan, bizim ödediğimiz vergiden kesiliyor.
Son Söz
Devletin vatandaşına değil, kendine rüşvet verdiği bu düzende kimse şaşırmasın.
Çünkü artık hırsız kapıda değil, içeride.
Kılık değiştirmiş, yasa olmuş, yönetmelik olmuş halde.
Ve en acısı, biz bunu "devlet işleyişi" sanıyoruz.
Rüşvetin bu kadar kurumsallaştığı bir ülkede, dürüstlük hälä bireysel bir çaba olarak kalıyor.
Ama unutmayın:
Bir gün devletin devletten rüşvet almadığı bir ülke olursak, o zaman gerçekten "gelişmiş olacağız.
Fuat Sönmez











