Bir sabah sokağa çıktım; yüzler asık, gözler kuşkulu, selam vermek neredeyse suç sayılıyor. Ne bir tebessüm kaldı ne bir güven. Pazarda teraziler eksik tartıyor, markette fiyatlar ahlaksızca şişirilmiş. Kimsenin umurunda değil. Çünkü bu çağda ahlaklı olmak artık "enayilik" sayılıyor.
Ticaret dediğin şey, vicdanla yapılması gereken bir iştir. Ama nerde? İşveren işçisinin sırtından geçiniyor, işçi işverenini aldatıyor. Helale kimse bakmıyor, herkes kazanacağına bakıyor. Peki Allah ne diyor?
"Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın." (En'âm, 152)
Bu ayeti kaç kişi hatırlıyor? Kaç patronun, kaç esnafın dükkânında sadece fiyat etiketi değil, vicdan da var?
Sokakta ahlak kalmadı. Komşuluk öldü, üzerine mevlit okunacak håle geldi. Insanlar yan dairede kim yaşıyor bilmiyor, bilse de ilgilenmiyor. Dostluk desen, menfaatle başlıyor, iş bitince mezar taşına dönüyor. Samimiyet sahte gülüşlerin arkasında gizlenmiş. Herkes rol yapıyor.
Peygamberimiz (s.a.v.) boşuna demedi:
"Sizden biri, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olmaz." (Buhâri, Îmân, 7)
Ama biz ne yaptık? Kardeşlik dilde kaldı, kalpte yerini rekabete, çekemezliğe, kıskançlığa bıraktı.
Gelelim siyasete... Orası artık ahlakın değil, çıkarın, yalanın, maskeli oyunların arenası. Koltuğa oturan adam hakkı unutur, halkı unutur, oturmayan da yalanla oraya tırmanmak ister. Hizmet değil, vitrin derdi var. Unutulmuş bir ayet gibi kaldı şu ilahi emir:
"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun." (Mâide, 8)
Hani nerde adalet? Hani nerde halk için çarpan yürekler?
Ama kimse sormuyor. Çünkü ahlak artık aranan bir meziyet değil, kaybedildiği halde özlenmeyen bir erdem oldu. O yüzden kimse fark etmedi:
Ahlak mezara gömüldü. Ne bir feryat duyuldu ne de bir dua okundu.
Peki çare var mı?
Var. Ama kolay değil. Ahlak, kâğıda yazılarak değil, hayata kazınarak yaşanır. O da yürek ister. Omurga ister. Bedel ödemeyi göze almak ister. Kur'an rafta değil, hayatta yer bulursa; sünnet vitrin değil, yön olur bizlere... Belki o zaman toparlanırız.
"Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık... Allah katında en üstün olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır." (Hucurât, 13)
Yani ne zenginliğin, ne unvanın, ne siyasetin, ne şöhretin değeri var. Ahlak yoksa, gerisi yalandır.
Bugün bu yozlaşmış düzende hâlā "doğru kalacağım" diyen varsa, bilsin ki o bir devrimcidir. Çünkü bu çağda namuslu yaşamak, artık başkaldırıdır.
Fuat Sönmez











