İspanya hükümeti geçtiğimiz günlerde bir kararname onayladı: İsrail’e tam silah ambargosu.
Yani “Ben bu zulme ortak olmayacağım” dedi.
Kıyamet mi koptu? Hayır.
Devlet mi yıkıldı? Hayır.
Ama dünya kamuoyunda onurlu bir tavır kayda geçti.
Peki biz ne yapıyoruz?
Bingöl’de “Anadolu Şöleni” konseri düzenliyoruz.
Ücretsiz, şenlikli, coşkulu…
Sanki yan tarafta Gazze diye bir gerçeklik yokmuş gibi.
Bakın, kimse eğlenceye karşı değil. Ama mesele şu: Türkiye, sadece konserle Gazze’nin yanında olunmaz.
Bugün Gazze’ye gerçekten destek olmak isteyen bir hükümetin yapacağı en anlamlı iş, İspanya’nın yaptığını yapmaktır: İsrail’le tüm ticari ilişkisini kesmek.
Çünkü gerçek dayanışma, sadece sloganla, sadece nutukla olmaz.
Gerçek dayanışma bedel ister.
Ve bu bedeli ödemeye hazır olan ülke, tarih önünde saygıyla anılır.
Türkiye’nin de yapması gereken budur.
Eğer gerçekten “Gazze’nin yanındayız” diyorsak, lafta değil, icraatta göstermek zorundayız.
İspanya yaptı, biz neden yapmayalım?
Yoksa Gazze söz konusu olunca “kardeşiz” deyip, iş ticarete gelince “müşteriyiz” demek, en hafif tabiriyle samimiyetsizliktir.
Kısacası, mesele konser değil.
Mesele, derdin ne olduğudur.
İspanya ambargo derdinde.
Biz hâlâ şenlik derdindeyiz.
Son olarak;
Gazze’de çocuk ağlar, taş olur yüreği,
Sessiz kalır dünya, görmez gerçeği.
Bir yanda konser, bir yanda ölüm,
Vicdanı olan anlar bu sözlerimi…
- Fuat Sönmez











