Türkiye’de belediyelerin adı genelde yolsuzluklarla, ihalelerle, torpillerle anılır. Ama Bingöl’den öyle bir haber geldi ki, neredeyse gözlerime inanamadım: Belediye Başkanı Erdal Arıkan, işe gelmeyen 35 çalışanın görevine son vermiş.
Ne diyelim, tebrikler Erdal Başkan! Hatta ayakta alkışlıyorum. Çünkü bu ülkede “işe uğramadan maaş alma” neredeyse bir meslek dalı hâline gelmişti. Sanki “devlet memuru” değil, “devletin memesi”nden beslenen asalaklar ordusu… Ve şimdi Bingöl’de bir başkan çıkıp, “Hop birader, bu dükkân babamın değil, halkın!” dedi. İşte adalet budur.
Tabii aklıma şu soru da geliyor: Bu 35 kişi buzdağının sadece görünen yüzüyse, acaba görünmeyen kısmı ne kadar büyük? Yani Bingöl Belediyesi’nin kapısında “gelmeyenler çıkış kapısından buyursun” diye yazılsa, içeride kaç kişi kalır acaba?
Halkın cebinden çıkan parayla maaş alıp, işe uğramamak… Bu sadece tembellik değil, düpedüz hırsızlıktır. Çünkü vatandaş sabahın köründe işe giderken, minibüse binip akşam evine ekmek götürmek için ter dökerken, birileri kahvede çayını yudumluyor, belki de evde keyif yapıyordu. Üstelik “maaş” adı altında halkın parasını alarak.
Bu 35 kişiye yol verilmiş, çok güzel. Ama yetmez. Eğer gerçekten adalet arıyorsak, işini aksatan, görevini savsaklayan, halka hizmet etmeyen kim varsa, hepsine “kapı orada” denmeli. İşini yapmayana belediyede yer yok kardeşim.
Erdal Başkan, size tekrar teşekkürler. Bingöl’den başlayan bu temizlik, umarım tüm Türkiye’ye bulaşır. Hani şu meşhur virüs gibi, ama bu defa faydalı bir virüs: Adalet virüsü!
- Fuat Sönmez











