Son günlerde yerin altı yeniden kıpır kıpır…
Bir gece yarısı, Kiğı’nın taş evlerinde çatırdayan korku, sabaha kadar gözüne uyku girmeyen analar, yorganın altına sinmiş çocuk nefesleri…
Bir çatırtı duyulsa “deprem mi?” diye irkilen yürekler…
Bu şehir bu sesi tanıyor. Bu şehir sarsıntıyı ezberlemiş.
Bingöl, yorgun bir dağ gibi; dik durur ama içten içe çatlar.
Sormamız gereken soru artık şudur:
Bingöl depreme hazır mı?
Daha doğrusu:
Hazır mıyız yoksa sadece dua mı ediyoruz?
Kader mi, ihmal mi?
Deprem bir doğa olayıdır. Ama can kayıpları, yıkımlar, çaresizlikler… işte bunlar çoğu zaman ihmalin eseridir.
Depremi durduramayız ama yıkımı azaltabiliriz.
Lakin, soralım kendimize:
Kaç binamız gerçek anlamda denetimden geçti?
Kaç vatandaşımız evinin sağlamlığı hakkında bilgi sahibi?
Kaçımızın acil toplanma alanı belli, kaçımızın çantası hazır?
Deprem sonrasında yollar açılacak mı?
İletişim sağlanabilecek mi?
Elektrik, su, sağlık hizmeti ne kadar süreyle ayakta kalabilecek?
Ve daha acısı…
Bir depremde kimin kapısını çalacağız?
Yerel yönetimler mi?
Yoksa yine kendi kendimizin “AFAD”ı mı olacağız?
Bu sorular çok temel ama hâlâ cevapları net değil.
Belediyemiz, afet konusunda ne tür somut adımlar atıyor?
Toplanma alanları nerede? Kaç tanesi imara kurban gitti?
Halk bilinçlendirildi mi, okullarda tatbikat yapıldı mı?
Hayır, broşür dağıtmakla olmuyor bu işler…
Deprem hazırlığı makyaj değil, temeldir.
Ve temel, gözle değil, icraatla ölçülür.
Kiğı’da, Yayladere’de, Adaklı’da toprak titriyor, ama Bingöl Merkez hâlâ rehavet uykusunda…
Yöneticiler kürsülerden “hazırız” diyor, ama halk, “nerede bu hazırlık?” diye sessizce soruyor.
Depremden önce yapılacaklar çok, ama zaman az…
- Yapı stoğu şeffafça halka açıklanmalı.
- Toplanma alanları net şekilde belirlenmeli, halk bilgilendirilmeli.
- Kırsal bölgelerde afet eğitimi verilmeli.
- Yerel yönetimler, halkla birlikte senaryo tatbikatları yapmalı.
- Belediyenin afet planı kamuoyuyla paylaşılmalı.
Ve en önemlisi: Depremi sadece felaket günü hatırlamayalım.
Sarsıntı geçince unutulan her deprem, bir gün bizden sevdiklerimizi alabilir.
Allah korusun demek güzel, ama önce biz kendimizi koruyacak adımları atalım.
Sözün özü…
Bingöl, dağ gibi duruyor ama her dağın içinde kırık vardır.
Ve o kırıklar, sadece yerin altında değil, insanların yüreğindedir.
Güven duymak istiyoruz.
Yarın bir deprem olursa, çocuğumuzu nereye götüreceğimizi bilmek istiyoruz.
Bingöl halkı kaderine razı, ama ihmaline değil.
Yerel yönetime çağrımız nettir:
“Depremle yaşamayı öğrenelim” lafıyla oyalanmak değil, hazırlıklı olmayı birlikte başaralım.
Çünkü bu şehir bir kez daha yıkılırsa, kalkması sadece betonla değil, yürekle olur.











