Bir şehrin abisi olur mu?
Olur.
Ama o abilik, sadece bayramdan bayrama el öptürmekle, seçimden seçime omuz sıvazlamakla olmaz.
Abilik… kolay demek değil, kol olmak demektir.
Zorluk varsa önce sen çıkacaksın öne,
Sıkıntı varsa önce senin alnın terleyecek.
Ama bakıyoruz da bizim şehirde abilik çoktan şekil değiştirmiş.
Kardeş düşünce kaldırmak yerine, üstüne basıp yürüyen bir “abi kültürü” peydah olmuş.
Kardeş hata yapınca örtmek değil, ifşa etmek meziyet sayılmış.
“Bingöl’ün abisiyim” diyenler, şehri sırtlayacağına şehri kullanmayı seçmiş.
Abi demek, kardeşin cebine değil, yüreğine dokunmak demektir.
Yalanı değil, doğruyu paylaşmaktır.
Kardeşi susturmak değil, konuşturmaktır.
Ama bizde nasıl?
Kardeş susar, abi susmaz.
Kardeş sorar, abi kızar.
Kardeş bekler, abi ihaleye çıkar.
Bir şehir susuyorsa, orada ya korku vardır ya da alışkanlık.
Ve ne yazık ki biz ikisini de iliklerimize kadar yaşıyoruz.
Birileri “biz sizin abiniziz” diyor ya…
Hani nerede o abilik?
Gençler camiden uzak, secdeden bihaber.
Sokaklarda haya kayıp, kalplerde edep silinmiş.
Namaz vakti gelip geçiyor, ama kimse sormuyor:
“Kardeşim, nereye gidiyorsun?”
Kardeş ekranlarda kaybolmuş, dua etmeyi unutmuş.
Abi hâlâ reklam panolarında gülümsüyor.
Kardeş imanı sorgularken, abi protokolde yer kapma derdinde.
Genç, yön arıyor, pusula yok.
Ses arıyor, cevap yok.
Gölgede bir omuz arıyor, ama abi güneşte gölgelenmiş.
Abilik, sadece nasihat vermek değil, örnek olmaktır.
Sadece yol göstermek değil, yolda yürümektir.
Kardeş Allah’tan uzaklaşırken, abinin susması sessizlik değil, ihanettir.
Bakın…
Abi demek, kardeşini ezmek değil.
Kardeşini kollamak, onun hatasını kapatmak, onun yükünü sırtlamaktır.
Abi demek, kardeş düşmesin diye yalanla değil, hakikatle duvar olmaktır.
Biz Bingöl olarak, belki bir “abi”ye değil, gerçek bir insana muhtacız.
Kendini yukarıda değil, yanında gören birine…
Kardeşin yükünü paylaşan, onunla birlikte yürüyen birine.
Çünkü bu şehir artık sırtından konuşan değil,
Sırtını kollayan birine ihtiyaç duyuyor.
- Fuat Sönmez











