Anlamayanlara anlatmak yetmez; anlamak istemeyenlere ise hiçbir çaba yetmez. Toplumda öyle bir kesim vardır ki sizi tanıyormuş gibi konuşur, anlamıyormuş gibi davranır. Üstelik işlerine gelen kısmı büyük bir bilgelikle kavrar, gelmeyen yerde birden "Vay efendim, siz de hep böylesiniz!" korosuna dönerler. Bir insanı anlamak istemeyen biriyle tartışmak, bir duvara kitap okumaya benzer; emek vardır ama muhatap yoktur.
Bugün sizi eleştirenlerin büyük çoğunluğu aslında sizi değil, kendi algılarını konuşur. Ne söylediğinizi duymak yerine, duymak istediklerini uydurup onunla kavga ederler. Bu yüzden bazı cümlelerimiz birilerine ok gibi gelirken, bazı sözlerimiz başkasına hiç dokunmaz. Çünkü anlamak, sadece duymak değil; niyet etmektir.
Bu tip insanlar vardır; sözünüz çıkarlarına uyduğunda "Aynen öyle!" diyerek alkışlar, aynı kişi sözünüz ona zahmet verince
"Yok efendim, siz de çok abartıyorsunuz!" moduna geçer. Sanki hakikat, onların kişisel rahatlıklarına göre şekil değiştirmek zorundaymış gibi... Oysa siz aynı kişisiniz, aynı duruşla, aynı cümleyle oradasınızdır. Değişen siz değil; karşı tarafın menfaatidir. Bu insanlar sizi anlamak için değil, size göre pozisyon almak için dinler. Çıkarına uyanı alır, uymayanı çöpe atar; sonra da kalkıp sizi tutarsızlıkla suçlarlar. İroni tam da budur.
Bir de şöyle bir kesim vardır: Siz bir şey söylersiniz, onlar sizin hiç kurmadığınız bir cümleye alınırlar. Söylediğinize değil, kafalarında ürettikleri versiyona kızarlar. Sonra da "Ama siz şunu demeseydiniz iyiydi!" diye ahkâm keserler. O cümleyi hiç söylemediğinizi hatırlattığınızda ise bozulurlar. Çünkü derdi hakikat olan insan yanlışını düzeltir; derdi hesaplaşmak olan ise bahanesini kaybetmekten korkar.
Anlamak istemeyenleri ikna edemezsiniz. Bazı insanlar vardır; siz ne derseniz deyin aynı cevabı verirler. Çünkü kulakları sizin için değil, kendileri için çalışır. Bu yüzden her lafınızı tartan, her sözünüzü farklı yere çekenlerin ortak özelliği şudur: Gerçekten duymak istemezler. Onlara en doğru cümleyi dekursanız, en nazik açıklamayı da yapsanız sonuç değişmez; çünkü meselenin kendisi siz değil, onların zihin konforudur.
Biz yine de sözümüzün arkasındayız. Bazen sözlerimiz sert gelir, bazen ağır; ama asla eğilip bükülmez. Sırf birileri rahatsız olacak diye hakikatin etrafından dolaşacak hâlimiz yok. Anlamak isteyen zaten anlar; anlamak istemeyen için ise dünyayı tersine çevirseniz faydasızdır. Çünkü kulak duymak istemeyene sağırdır, gönül görmek istemeyene karanlıktır.
Ve biz, kendimiz olmaktan vazgeçmeyiz.
- Fuat Sönmez









