“Popülist olmayalım beyler, burası Bingöl.”
Son zamanlarda sıkça duyduğumuz bir cümle. Talep ettiğimiz ne olursa olsun – tıp fakültesi, düzgün bir yol, adaletli bir atama – hemen birileri çıkıyor ve parmağını sallayarak bu cümleyi kuruyor: “Popülist olmayalım!”
Sanki insan gibi yaşamak istemek popülizmmiş. Sanki hakkını aramak, “olmayanı istemek”miş.
Hak İstemek Popülizm mi?
Bingöl’e tıp fakültesi istemek popülizmmiş…
Öyle diyorlar. Sanki biz “uzaya üs kurun” diyoruz da, çok büyük bir hayale kapılmışız gibi. Elazığ’a bakıyorsun var, Erzurum’a bakıyorsun var, Diyarbakır zaten yıllardır var. E peki Bingöl’ün vatandaşları insan değil mi? Bizim hastamızın kalbi daha mı yavaş çarpıyor da acile yetişmesi sorun değil? Öğrencilerimiz başka şehirlerde sürünsün, doktorlarımız da başka illere mecbur kalsın; ama biz “tıp fakültesi” deyince popülizm olsun…
İlginç bir mantık doğrusu. Hasta Bingöl’den kalkıp Elazığ’a gidince “normal”, Diyarbakır’a taşınınca “olağan”, Erzurum’a ambulansla ulaşınca “makul”. Ama biz “neden kendi şehrimizde de bir fakülte olmasın?” deyince “popülist” oluyoruz. Bu ne yaman çelişki!
Düşünsene, bir vatandaş olarak vergi veriyorsun, devletine bağlısın, askerini gönderiyorsun… Ama sıra senin şehrine tıp fakültesi açılmasına gelince, cevap: “Efendim, bu talepler popülizm kokuyor.”
Ne yapalım yani? Bingöl’ün gençleri doktor olmak istiyorsa illa ki bavulunu toplayıp başka şehre mi gidecek? Sonra da “neden doktorlarımız geri dönmüyor” diye şaşıracağız. E dönmez tabii! Sen şehirde fakülte açmazsan, o genç başka yerde kök salar.
İroni şu: Başka şehirlerde tıp fakültesi açmak vizyon oluyor, Bingöl’de istemek popülizm. Demek ki mesele ihtiyacın kendisi değil, kimin istediği. “Bizimkiler” isteyince havalı proje, Bingöl isteyince hamasi talep.
Belki de asıl popülizm, halkın en doğal ihtiyacını görmezden gelip, “aman siz susun, başkaları daha önemli” diye diye yıllarca oyalamak. Çünkü sağlık hakkı pazarlık konusu değildir; Bingöl’ün de Elazığ kadar, Erzurum kadar, Diyarbakır kadar hakkıdır.
Torpilsiz İsteyince Suç mu?
Bir de işin ironik tarafı şu: Torpil isteyince kimse sesini çıkarmıyor. Dayısı olanın, “bacanağı Ankara’da bürokrat olanın” önüne kırmızı halı seriliyor. Ama hakkıyla, alnının teriyle bir şey talep edince “popülist” damgası yapıştırılıyor.
Demek ki mesele talebin kendisi değil; kimin, nasıl istediği.
Kuzu Olmamız Bekleniyor
En sonunda bizden beklenen tek şey şu: “Kuzu gibi olun. Susun, razı olun. Kendi hakkınızı bile istemeyin. Çünkü isterseniz popülist olursunuz.”
Ne güzel denklem değil mi? Susarsan makbul vatandaş, konuşursan popülist.
Gerçek İroni
Asıl popülizm nedir biliyor musunuz? Seçim zamanı gelip meydanlarda “Size tıp fakültesi de yapacağız, otoyol da yapacağız” deyip sonra hiçbirini yapmamaktır. İşte bu, kitabına yazılası popülizmdir.
Ama hak ettiğini istemek, hakkını aramak popülizm değildir. Bu olsa olsa insan olmaktır, vatandaş olmaktır.
Kısacası beyler, popülist olan biz değiliz. Biz sadece bize düşeni, hakkımız olanı talep ediyoruz. Popülist olan, bize hakkımızı çok görüp sonra seçim meydanlarında “kuzu” gibi alkış bekleyenlerdir.
- Fuat Sönmez











