Memlekette sahte diploma furyası patladı ya, herkes şokta.
Sanki bu ülkede torpille bir yerlere gelenler hep Harvard mezunuydu da, bir tek bunlar sistemin güvenini sarstı!
“Nasıl olur?” diye soranlara cevabım net:
Oldu bile.
Hatta geç kaldı.
Çünkü bu ülkede bir şey sahte olacaksa önce emek, sonra liyakat sahteleşir.
Diploma onun süsüdür.
Şimdi gelelim Bingöl’e…
Bizim buralarda diploma zaten fazla ciddiye alınmaz.
Hatta bazı koltuklara “okumuş olmak” bile dezavantaj sayılır.
- Çok okuyanın aklı karışır çünkü.
- Düşünmeye başlar, sorgular, “niye böyle yapıyoruz?” der.
- E bu da düzeni bozar tabii.
O yüzden Bingöl’de sistem şöyle işler:
Diploman varsa sus.
Yoksa zaten torpilin vardır, konuşma gerekmez.
Ama ben yine de merak ettim.
Bingöl’de şu anda görevde olan kaç kişinin diploması gerçek?
Pardon, cümleyi düzelteyim:
Görevde olan kaç kişinin yetkinliği gerçek?
Çünkü mesele o değil mi?
Diploma var ama fikir yok.
Unvan var ama üretim yok.
Koltuğa oturmuş ama kalkmak bilmiyor.
Oturduğu yerden şehre bir şey kattığını sanıyor.
Halbuki kattığı tek şey ağırlığı.
Sahte diploma mı dediniz?
Bingöl’de öyle kurumlar var ki,
– Müdür sahte,
– Müdür yardımcısı sahte,
– Projeler sahte,
– İhaleler şeffaflıktan bihaber…
Ama tabela yerinde.
Yani bina gerçek.
Sadece içindekiler biraz… “hayali.”
Bakın, bir haber aldım geçenlerde:
Bir yerde müdür kadrosu açılmış, ama başvuruya bile gerek kalmamış.
“Zaten kimin geleceği belliydi” dediler.
Yani sistem öyle oturmuş ki, artık CV’ye bile gerek yok.
Kan grubu tutuyorsa, hemşehri kontenjanı yeterli.
Son olarak şunu söyleyeyim:
Bingöl’de sahte olan sadece diplomalar değil.
– Sahte hizmet var.
– Sahte müjde var.
– Sahte açılış var.
– Hatta bazen sahte kalabalık bile var (servisle taşınıyor).
Gerçek olan tek şey halkın çilesi.
O da her sabah başlar, gece uyuyunca biter.
Şimdi soralım kendimize:
Diploma sahteymiş…
Peki vicdanların fotokopisini kim çekti?
- Fuat Sönmez











