Bingöl’de yaz geldi mi, yalnızca sinekler değil, sabır da uçup gider. Güneş tepemizde o kadar uzun süre kalıyor ki, neredeyse evin tapusunu üstüne alacak! Ama esas mesele sıcak değil, sıcakla birlikte “suların da tatile çıkması”. Nasıl bir tesadüfse, en çok ihtiyaç duyduğumuz anlarda musluklardan gelen şey su değil: umut.
Şehirde su kesintileri artık o kadar olağanlaştı ki, insanlar birbirine “Su var mı?” diye sormayı bırakıp “Bugün hangi saatlerde yok?” diye soruyor. Suyun gelişi adeta seçime benziyor: Ya çok geç geliyor, ya da hiç gelmiyor.
Ama müjde! İçme suyu kapasitemiz iki katına çıkıyor. Heyecan yapmayın, şu an sadece “haritada” çıktı. Gerçekte şehirle su arasında hâlâ 4,5 kilometre var. Dört buçuk! Yani, bir su damlası yola çıksa, yolun yarısında buhar olup göğe karışır. Belki de o yüzden gelmiyor…
Yetkililer diyor ki, “Az kaldı.” Evet, suya kavuşmamıza az kaldı; ama sabrın sonuna da az kaldı! O 4,5 kilometre sanki asfalt değil de, hac yolu. Su Mekke’den yürüyerek mi geliyor, belli değil. Bu hızla giderse, su gelmeden önce torunlarımız “Eskiden musluk vardı, çeşme vardı” diye anlatacak.
Tabii, suyun yokluğu sadece bedenleri değil, ruhları da kurutuyor. Bir zamanlar hayâsıyla, edebiyle övünen Bingöl sokaklarında şimdi gömlekten çok omuz görüyoruz. “Yaz geldi” bahanesiyle çıplaklıkta yarış başlıyor. Eskiden güneşten korunmak için gölge aranırdı, şimdi insanlar adeta güneşe meydan okuyor: “Gel yak, yakabiliyorsan!”
Bir zamanlar mahallenin büyükleri çocuklara “Evladım, üzerini giy!” diye nasihat ederdi. Anlayacağınız, su yok, ama utanmazlık bol. Mahcubiyet bakkalda satılmıyor artık, çünkü alıcısı kalmamış.
Sonuç olarak, Bingöl yazın yanıyor, musluklar susuyor, sokaklar çıplaklaşıyor. Su yok, serinlik yok, utanma yok. Ama ne var? Bol bol “yakında bitecek” vaadi, bir de “sabredin” tembihi. E biz de sabrediyoruz zaten, ama bu sabır bir gün taşar. Umarım o gün musluklar da taşar. Hem suyla, hem edeble.
Not: Eğer bu yazıyı okurken terledinizse, bilin ki yalnız değilsiniz. Depo suyu olmayan bir su bulabilirseniz, bir bardak da benim adıma için.












Kalemine yüreğine sağlık