Su beklerken zam geldi. Klasik bir Türkiye hikâyesi… Bir şey daha tamamlanmadan, henüz musluktan damla damla akmadan önce faturayı görmek, bu ülkenin geleneğidir. Ama kabul edelim, Bingöl’deki bu su zammı meselesi tam bir ironi örneği.
Bingöl Belediyesi, içme suyu sıkıntısını çözmek için hummalı bir çalışma içerisinde. 13,5 km’lik yeni içme suyu hattının 10,5 kilometresi bitmiş. “Sona geldik,” diyorlar. Su deposu yapılıyor, kaynaklar güçlendiriliyor… Çok güzel. Kağıt üzerinde her şey muazzam görünüyor. Vatandaş olarak elbette biz de istiyoruz suyumuz aksın, su kesintisi lafı tarihe karışsın.
Lakin bir sıkıntı var: Su henüz musluklarımıza tam olarak ulaşmadan, zam çoktan faturamıza ulaşmış durumda. 1 ton su için 5,54 TL ödeyen vatandaş artık 8,89 TL ödeyecek. Yüzde 60’a yakın bir zam… Daha suyu içmeden ağzımızın tadı kaçtı. İş yerlerinde ton başı fiyat neredeyse iki buçuk katı artırılmış. Yani suyu kaynağından değil, kasamızdan alıyoruz artık.
Su sorununu çözmek güzel niyet. Ama mesele şu: Bitmiş mi? Hayır. Sorunlar tamamen çözülmüş mü? Hayır. Kesintisiz su hizmeti başlamış mı? O da hayır. Eee o zaman bu acele zam niye? “Suyun geleceğini bilmek bile değerlidir,” diyen bir yaklaşım mı var işin altında yoksa? İşin garibi enflasyon bahanesi bile hazır: “Maliyetler arttı.” Peki su kesintileri hakkındaki maliyet kimin hanesine yazılıyor?
Vatandaşın düşündüğü şey basit: “Su gelmeden zam geldiğine göre, su geldiğinde ne olacak?” Bu kadar basit bir denklemle karşı karşıyayız. Bir yanda hizmet vaadi, diğer yanda peşin fatura. Daha suyu musluktan kana kana içememişsiniz ama zamlı haliyle ödemeye başlamışsınız. Zam, su hattından daha hızlı ilerlemiş anlaşılan.
Kısacası sevgili Bingöllüler, su “sona doğru” geliyormuş ama zam çoktan varmış. Hayırlı olsun. Su beklerken cebimizden buharlaşan parasına mı yanarsın, hâlâ akmayan suya mı? Su gelince mi rahatlayacağız, zam gidince mi? Orası biraz muamma. “Hayırlı proje,” dedikleri bu olsa gerek. Su gelmeden faturayı getiren proje…
Ben de diyorum: Su beklerken zam geliyorsa, bize düşen tek şey var, musluğu açtığımız gibi kulağımızı faturaya dayamak. Çünkü artık “su sesi” değil, “para sesi” duyuyoruz.
Fuat Sönmez









