Bingöl’de son zamanlarda belediyecilikten çok, belediyeciliğe yöneltilen eleştirilerin eleştirisini konuşuyoruz.
Sayın Başkan Erdal Arıkan’ın “Ne yapsak eleştiriyorsunuz, altından kaldırım yapsak yine beğenmezsiniz” minvalindeki sözleri de bu anlayışın özeti gibi.
Oysa mesele kaldırım değil Sayın Başkan.
Vatandaşın derdi, kaldırımın altının ne olduğu değil; belediyenin içine hangi anlayışın döşendiği.
İş alımları mesela…
Vatandaş soruyor:
Kim işe alındı?
Hangi kriterle alındı?
İlan edildi mi?
Liyakat nasıl ölçüldü?
Başvuranlar arasında nasıl bir değerlendirme yapıldı?
Bunlar sorulduğunda cevap “Ne yapsak eleştiriyorsunuz” olunca insan ister istemez düşünüyor:
Demek ki vatandaşın soru sorması da belediyecilik faaliyetleri arasına girdi!
Oysa kamu kurumunda işe alım yapıyorsanız, vatandaşın sorması kadar doğal bir şey yoktur.
Çünkü belediyenin bütçesi şahsi kasa değildir.
İşe alınan kişi de başkanın değil, kamunun personelidir.
Dolayısıyla vatandaşın “Bu iş nasıl oldu?” deme hakkı vardır.
Bir de S plaka, T plaka meselesi var.
Sayın Başkan, bu konuda kamuoyuna “yargıya taşıyacağız” denildi.
Peki şimdi soruyoruz:
Ne oldu?
Dava açıldı mı?
Açıldıysa sonuç ne?
Mahkeme ne karar verdi?
Mağdur olduğunu söyleyenlerin durumu ne oldu?
Yoksa bu dosya da Bingöl siyasetinin meşhur arşiv sistemine mi kaldırıldı?
Hani şu:
“Gündemden düştü, dosya da dinlenmeye alındı.”
Vatandaşın istediği aslında çok zor değil.
Bir açıklama.
Net, açık, anlaşılır bir açıklama.
Çünkü “yargıya taşıyacağız” demek başlangıçtır.
Asıl mesele, sonunda ne olduğudur.
Aynı durum belediyedeki iş alımları için de geçerli.
Vatandaş artık “Kim alındı?” sorusundan çok, “Neye göre alındı?” sorusunun cevabını istiyor.
Bu soruya cevap vermek yerine eleştireni suçlamak ise meseleyi çözmüyor.
Tam tersine yeni sorular doğuruyor.
Milletvekillerine de bir çift söz etmek gerekiyor.
Bingöl’de vatandaşın gündeminde iş, istihdam, belediyelerde personel alımları ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı varsa, milletvekillerinin gündeminde de bunların olması gerekmez mi?
Milletvekilliği yalnızca kürsüde konuşmak, seçim zamanı vatandaşın elini sıkmak değildir.
Bazen kendi siyasi çevrenize dönüp:
“Bu konuda vatandaşın sorusu var, cevap verelim.”
diyebilmektir.
Çünkü kamuoyu denetimi bir siyasi partiye düşmanlık değildir.
Tam tersine siyasetin sigortasıdır.
Sayın Başkan…
Vatandaş sizden altın kaldırım istemiyor.
Vatandaş, belediyenin kapısında iş arayan genç için adaletli bir sistem istiyor.
S ve T plakada mağduriyet iddiası varsa bunun sonucunu bilmek istiyor.
Ve en önemlisi, kendisine verilen sözün akıbetini öğrenmek istiyor.
Bunları sorunca da “Ne yapsak eleştiriyorsunuz” denilmesin.
Çünkü vatandaşın görevi belediyeyi alkışlamak değildir.
Vatandaşın görevi sormaktır.
Siyasetçinin görevi ise sorulana kızmak değil, cevap vermektir.
Kaldırımın altına ne koyduğunuz elbette önemli.
Ama daha önemlisi, kamu yönetiminin temeline ne koyduğunuzdur.
Eğer temele şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik koyarsanız kimse kaldırımın altını merak etmez.
Ama vatandaş sürekli “Bu nasıl oldu?” diye soruyorsa…
Belki de sorun vatandaşın çok eleştirmesi değildir.
Belki de cevaplanmamış soru sayısı biraz fazladır.
- Fuat Sönmez














