Baktın olmuyor, baktır.
İnat etme. Gözün bir yere takılıp kaldıysa, gördüğün hep aynı duvara çarpıyorsa, başkasının gözünden bak. Senin görmediğini, senin göremediğini görür insanlar. O zaman her biri senin gören gözlerin olur. Kalabalıklaşır bakışın, çoğalırsın.
Çünkü insan sadece gördüğünden ibaret değildir. İnsan, baktığından da ibaret değildir. İnsan, birbirinin gözlerinden bakabildiği müddetçe kırar o sığ duvarları. O duvarlar tuğladan değildir zaten, kibirden, inattan, ben bilirim demektendir. Bir başkasının penceresinden bakınca yıkılır hepsi.
Çünkü insan insanın yurdudur.
Ev dediğin dört duvar değil, insandır. Sığındığın, ısındığın, anlaşıldığın yer insandır. Gurbetteysen, yapayalnızsan, kimsesiz hissettiysen dön bir kendine bak. Bu senin ayıbın! Hiç kimseye yurt olmamışsın ki, sana da yurt açılmamış.
Baktın oluyor, akışına bırak.
Her şey yolunda gidiyorsa, su yolunu bulduysa, tutma. Akan suyun önünde kim durabilir? Su şefkattir. Öyle bir şefkat ki, çağlarken bile kavga etmez taşla. Bir anne şefkatiyle okşar saçlarını taşların. Yontmaz, kırmaz, sabırla sever. Zamanla güzelleştirir.
Uzak düşenler oraya ait değildir. Zorla tutma. Gideni suçlama, kalanı da boğma. Uzağı yakın kılmak muraddır, ama zorla değil, gönülle olur o iş. Bırak, ait olan zaten kalır.
Çünkü insan insanın aynasıdır.
Ama ayna dediğin yalan söylemez. Seni sana gösterir. Aynayı yumruklayıp kırdıysan bu senin ayıbın! Kırılan cam değil, kendinle yüzleşme cesaretindir. Aynayı kırınca çirkinliğin kaybolmaz, yüzünde kalır.
Baktın, baksan da oluyor bakmasan da her şey yolunda demektir.
Bu en zorudur işte. Ne itmek ne çekmek. Olana razı olmak. Telaşı bırakmak. Her şeyin bir vakti var, her vaktin bir hayrı. Sen üzerine düşeni yaptın, gerisini akışa bırak.
Yorulduysan dinlen.
Yol uzun.















